The Devil’s Anvil

Klasik olarak grup isminin ne anlama geldiğini açıklayarak  -çok bir iş yapıyormuş gibi-  başlayalım yazıya ki bu da yaklaşık olarak “Şeytanın Örsü“ne denk gelmekte.

The Devil’s Anvil’in temelleri 1960 larda New York’ da atılmıştır. Hepsi Ortadoğu (çoğunlukla Lübnan) kökenli olan grup elemanları, hatırı sayılır bir süre boyunca barlarda sahne aldıktan sonra 1966 yılında Felix Pappalardiyle tanışırlar. (Pappalardi grubun dağılmasının ardından Mountain grubunu kuracaktır.) Kaynaşma faslının ardından gruba dahil olan Pappalardi ile birlikte grubun ana kadrosu oluşur ve albüm hazırlıklarına başlanır. 1967′de Hard Rock From Middle East (HRFME) adlı albümleri yayınlanır.

O güne kadar (hatta belki de bugüne kadar) yayınlanan en özgün kayıtlardan biri olarak kabul edilen albüm, raflardaki yerini aldığı günler patlak veren Arabistan-İsrail savaşı nedeniyle bir çok yerde sansüre uğramış, radyolarda çalınmamış ve beklenilen ilgiyi göremeden unutulmuştur. Grup 1968′de dağılmış ve HRFME kendilerinin ilk ve tek albümü olmuştur.

Arapça, İngilizce, Türkçe ve Yunanca seslendirilen kayıtlarda klasik rock ekipmanlarının yanısıra, ud (kartal tüyü mızraplı olduğuna kartonette dikkat çekilmektedir), tanbur, def, buzuki, darbuka, akordeon gibi enstrümanlar da kulanılmış, şarkıların tümü geleneksel melodilerin grup karakterine göre yorumlanmasıyla oluşmuştur.

Kendilerinden sonra gelen bir çok topluluğa ilham veren grup, etkisini en çok Türkiye’de göstermiştir diyebiliriz. Erkin Koray albümdeki Wala Dai’yi İllaki, Nahna U Diab’ı Boşuna, Karkadon’u ise Deli Kadın olarak türkçeye kazandırmış, benzer şekilde Çamur grubu Salim Alai’yi Halim Öyle olarak yorumlamıştır. Bunların dışında Pulp Fiction soundtrack’inden de hatırlanan Misirlou’nun Devil’s Anvil yorumunun, Zeki Müren tarafından seslendirilen Yaralı Gölüm’deki yansımaları görülebilir. Albüm ülkemizdeki en büyük etkisini ise şüphesiz ki “lingo lingo şişeler”in coverı olan “shisheler” ile göstermiştir. Türkçe seslendiren parçada Jerry Sappir’in kendini kusursuz bir dil kullanmak için kasmayıp, şarkının gidişatına göre harfleri yuvarlaması - yutması, Türk dinleyenler için şarkının ruhunda var olan eğlencenin tuzu biberi olmuştur.

Şu an bile psychedelic ya da experimantel müzik altbaşlıklarına bakıldığında, The Devil’s Anvil’in 40 yıl önceki kayıtlarıyla da olsa örneklerinden birkaç gömlek daha üstün olduğu rahatlıkla söylenebilir. En üzücü yanları ise dinleyenlerini tek bir albümle başbaşa bırakmalarıdır. Günde milyon kere dinlendiğinde bile bıkılmayan bir kuple için buraya tıklayabilirsiniz.

İlgili yazılar

  • İlgili yazı bulunmamakta.
  • 1 Yorum ↓

    #1 Mustafa Dalcı on 09.08.08 at 04:27

    Devil’ anvil’den ‘Ringo Ringo şişeler’ coverı burada:
    http://tinyurl.com/66yc62

    Yorum Yapın